Çok küçüktük oysaki…
Çok küçüktük oysaki.. İki ayakkabımız vardı çoÄŸumuzun, biriyle top oynardık diÄŸeriyle okula giderdik.. Hepimiz bu kadar ÅŸanslı deÄŸildik. Bazılarımız okula giydiÄŸi ayakkabısıyla top oynardı ve bu yüzden kaleci olmak istemese de kaleci olacağım derdi.. Hepimiz anlardık kaleci olmak istemesinin sebebini ama çıtımız çıkmazdı buruklukla eÄŸilen baÅŸlarımızı öne eÄŸerdik.. devam ederdik.. Bazen mutluluÄŸa çevirirdik burukluÄŸu bir ayakkabı bulurduk onlara.. Belki sıradan arkadaÅŸlar gibiydik bizde.. Her zaman topun sahibi de oynardı oyunda.. Belki ben hiç top sahibi olamadım, belki de sahip oldugum toplar içindeki havaya sahip deÄŸildi.. Camdan seslenirdi arkadaÅŸlarımız bize.. Camdan seslenenin kim olduÄŸunu sesinden tanırdık her zaman ama her defasında camdan bakardık bir saniye olsa bile.. Annemizin yanına koÅŸardık.. Babamız çalışırdı. “anneeee noooolurr” diye baÅŸlayan cümleler kurardık mutlu olmak için baÅŸlayan serüvende sarı ışıkta durur gibi bakardık annemizin gözlerine.. Onay verilince annemizden yeÅŸil zamanı gelmiÅŸ olurdu.. Hava karardığında “beÅŸ dakka daha nolurr” diye yalvaran çocuklardık biz.. BeÅŸ dakika daha oynamanın mutlu ettiÄŸi çocuklardık biz.. Gün boyu her oyunu oynardık, ekmeÄŸi biz alırdık. Kapıcılar yoktu o zaman ÅŸimdiki gibi.. Kahvaltı malzemelerimizi herkesin tanıdığı bakkalımızdan alırdık. Her bakkala gidiÅŸimizde filelere sarılı renk renk toplar çarpardı gözümüze, yanımızda arkadaşımız varsa ona bahsederdik “ÅŸundan alacağım” “3kat bu top”… KomÅŸularımızda vardı bizim yaptıgı yemeklerden bir tabakta bize getiren.. O komÅŸularımızında komÅŸuları vardı verdiÄŸi tabağı boÅŸ göndermeyen.. Annemizin bizi “AkÅŸama müsaitseniz size geleceÄŸiz ” dememiz için gönderdiÄŸi komÅŸularımız.. Pek oyuncağımız yoktu belki, Bizim için herÅŸey oyuncaktı.. Pancar mevsimi gelmesini beklerdik.. Gelsinler ki köklerinden arabalar yapalım boyayalım ve ipe takıp peÅŸimizde gezdirelim.. Babamızın kestane getirdiÄŸi günler vardı, sobamızın üstünde çizilmiÅŸ bizle gözgöze gelen dürüst kestaneler.. Hepimizin bir yerinde soba yanık izleri vardı ve diz kapaklarımızda yaralar.. Annemiz yırtılan pantolonlarımızı ÅŸort yapardı.. Yazı da sever kışı da severdik biz.. Belki kışlarda bizi ÅŸimdiki gibi sıcak tutan giysilerimiz yoktu ama evdeki herkesin aynı odada televizyon izlediÄŸi ve bunun bize verdiÄŸi huzurun sıcaklığı vardı..
Ne çabuk unuttuk bu günleri.. Ne çabuk oldu hayatta ki tek kaygımız para.. Ne çabuk öldü babalarımız.. Ne çabuk hastalandı annelerimiz.. Ölümü hatırlar olduk.. Çocuklarımız oldu.. Biz büyüdük dünya deÄŸiÅŸti.. OYSA Kİ ÇOK KÜÇÜKTÜK…
UFUKYAZICI