DAMARDAN TAKILAN PROF.TAN AKILLARA ZİYAN BİR YAZI: ARABESK SEVMEYEN HAYVAN YAVRUSU!
ARABESK SEVMEYEN HAYVAN YAVRUSU!
PROF. MES
Evet, yanlış okumadınız; kültür cinayeti, hatta insanlık suçu işleyen bir hayvan yavrusuyla uğraşıyorum arka bahçede! Nasıl yani? Açalım… Açalım… açalım.. Mübarek Ramazan’da olur mu? Karıştırma kutsal günleri, bu açma başka açma. İşte arabesk sevmeyen DOBERMAN yavrusu açılımı. Bu garip hayvan yavrusu, büyük bir ihtimalle devlet’in yasal sıkıştırması sonucu arabesk sevmeyen bir sosyal konular gevezesi-hatta alkol yahut uyuşturucu müptelası-tarafından vicdansızca sokağa terk edilmiş bir it eniği. Radyo’dan arabesk nağmeler yükselince huzursuz olup saldırganlaşan müstakbel bir vahşi mahlûk ki aynı zamanda zır cahil. Çünkü Türkiye’de Arabesk diye tanınan ezgilerin aslında Yahudi ilahileri, Kürt lavikleri ve Yunan sirtakileri olup, sözüm ona besteci addedilen birileri tarafından aşırılıp Türk müzik piyasasına sürüldüğünü bilmiyor. Diyelim ki bu eğitimi kısa köpek yavrusu Arabesk (ARABESQUE) sözcüğünü kelime anlamına gönderme yaparak kullanıyor. O zaman hem ARABESQUE’İN uygar dillerde-Batı ve Doğu lisanlarında “aşırı süslü” manasına geldiğini anımsatalım ve herkesi uyaralım:
“Şayet Arabesk formda eser yazmış batı klasik kompozitörlerinin yakınları bizim DOBERMAN yavrusunun hırlamalarını duyarlarsa popsuna mısır koçanı sokuverirler! Aman dikkat…”
Televizyon’daki müzikler arka bahçedeki eniği fazlaca ilgilendirmiyor. Zira eğer mısır koçanı monte edilebilecek mahalleri gözüken birkaç şıllık varsa şarkıya konu mankenliği yapan, hayvanım sakinleşmekde…
Bir zamanlar darbe yemiş devletin-özellikle 12 Eylül döneminde-bestekârlara resmen reva gördüğü korkunç arabesk zulmü olmasa arka bahçemizdeki it eniğinin zevki-ya da zevksizliği- Yahudi, Kürt, Yunan kökenli ezgilerin piyasasını öldürür müydü? Hayır, hayır, hayır! Bakın yeni anayasaya “Evet, evet, evet” dercesine ağzımı hayra açıverdim: Bazı yerli bestecilerin sanat aşkıyla aşırdıkları masum yapıtları tahrip etmek, yok etmek, yasaklarla filan engellenemez, engellenememiştir! Adamların on yıllarca-yüzyıllarca sürede ürettikleri, hem de ilahi-coşkulu yapıtların güftesini ve ezgisini baştan sona bozarak yeryüzünden kazımak… Güldürmeyin insanları, hatta hayvanları be. Bunlar olanaksız işer
Hemencecik somut bir örnekle konuyu açalım:
YORGO BACANOS ülkemizdeki beste müziğinin-galat tabirle Türk sanat müziğinin-en büyük ut sanatçılarından birisi. Onun baş-yapıtlarının en mühimlerinden biri ise, Mahur makamındaki şu sevilen şarkısı:
-“Hala kanayan kalbimi aşk ateşi dağlar!”
Görüldüğü gibi sözler Türkçedir ve de siyasi içerikli filan değildir. Fakat devletin 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinden sonra hem arabeski yasaklamakla hem de arabesk olmayan müzik eserlerini denetlemekle görevlendirdiği ve hatta tek yetkili kıldığı A.H adındaki şahıs sırf Rum olduğu için, söz konusu koca besteciyi-cumhuriyetin ilk yıllarından beri sevilen o dehayı-bir kalemde katletmeye karar veriyor. Adam öldüğüne göre nasıl yapacak bunu? Elbet yapıtını idam edecek… Devletin bu alanda tek yetkili kıldığı A.H. adlı şahıs, özgün notaları imha eyleyip, “o eser öyle değil böyle yapılır” diye, şizofren, yeni bir nota kaleme alıyor. Bu nota bozan denetçi, devletin bu alandaki tek yetkilisidir. Hani tek vatan, tek bayrak, tek millet var ya, öyle bir şey işte: tek yetkili, bestecilerin notalarını babasının malıymış gibi, düzeltiyorum ayağına yatıp, hiç kimseye hesap vermeden değiştiriveren denetçidir ha… Nasıl olur demeyin; hele de bestekâr Rum ise, anasını bile düzeltir alimallah!
Düzeltmen kart enik bu minval üzere otuz yıl çabalıyor. Fakat bir tek Rum kökenli besteciyi yok etmeye dahi gücü yetmiyor!