İK dünyası akademik çalışmaların farkında mı?

İK alanında büyük yol kat eden Türk iş dünyasının, bu konuda henüz çözüm yolu bulamadığı sorunlar da yok değil. İş dünyasının İK alanında yapılan akademik çalışmalardan haberdar olamaması bu sorunlardan biri şüphesiz. 5-6-7 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Ulusal İnsan Yönetimi Kongresi’nde yapılacak ‘İnsan Yönetimi Konusundaki Akademik Çalışmaların Farkında mısınız?’ başlıklı oturum tam da bu konuya parmak basıyor. Oturumun amacı, akademisyenlerin İK konusunda yaptıkları ulusal ve uluslararası çalışmaları profesyonellerle paylaşma imkânı sağlayarak iş dünyasının dikkatinin akademik çalışmalara çekmek.

Oturumun moderatörlüğünü yürütecek Kocaeli Üniversitesi, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Aşkın Keser, “Bu oturumla üniversitelerde gerçekleştirilen ve uygulamacıların çoğunlukla haberdar olamadıkları akademik çalışmaları duyurmak istedik. Ayrıca akademik dille yazılan çalışmaların akademisyen olmayan kişilerle paylaşımı ön planda olacak. Yapılan çalışmalara ilişkin bulgular da paylaşılmaya çalışılacak” diyor.

Oturumda iş dünyasını yakından ilgilendiren çarpıcı konular ele alınacak. Bunlardan biri Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayda Uzunçarşılı Soydaş’ın işe alım ve terfi aşamalarında karşımıza sıkça çıkan ‘ayrımcılık’ kavramı üzerine yaptığı çalışma. Soydaş, oturumun yönetim ve İK alanında bilgilerin paylaşılması açısından önemli olduğunu söylüyor:

İZLENİM YÖNETİMİ

“Türkiye’de bugüne kadar üstünde fazla tartışılmamış, ancak ayrımcılık konusunda yeni bir boyut olarak kabul edilen ‘estetik-işgören’ yaratma çabalarını detaylı olarak inceleyeceğiz. Bu bağlamda İK profesyonellerinin işe alım ve terfi aşamalarında bu ayrımcılığı engelleyebilecek politikalara sahip olmaları tavsiye edilecek. Bu konuyu çözmek için bilhassa işletmelerin, ayrımcılığın bu boyutuna inanmaları öncelikli şart.”

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Görevlisi Dr. Barış Seçer ise oturumda, işçilerin normal dışı davranışları ya da üretkenlik karşıtı iş davranışlarıyla ilgili kuramsal bilgiler sunacak. Seçer, “Türkiye’de İK yöneticilerinin bu tür davranışlarla sıklıkla karşılaştıklarını ve çözüm üretmekte zorlandıklarını düşünüyorum. Üretkenlik karşıtı iş davranışları, örgüte ve üyelerine zarar vermeye yönelik, saldırganlık ve hırsızlık gibi açık eylemler ile talimatlara kasten uymama veya işi düzgün yapmama gibi pasif eylemleri kapsıyor. Üretkenlik karşıtı iş davranışlarını belirleyen bireysel ve durumsal faktörlerin açıklanması, sorunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacak. Bunun için demografik özellikler, kişilik özellikleri, örgütle ilgili faktörler ayrıntılı olarak ele alınacak. Son olarak bu davranışları önlemek için yapılabileceklere değinilecek” diyor.

Oturumun bir diğer konuşmacısı, Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Gözde Yılmaz, çalışanların ve İK uygulamacılarının sık başvurdukları izlenim yönetimi taktiklerine değinecek.

“Bu taktikler, kendini yüceltmeden yağcılığa, gözdağı vermeden yardım dilemeye kadar uzanan bir dizi davranıştan oluşuyor. Bunlara sözsüz izlenim yönetimi eşlik ediyor” diyen Yılmaz şöyle devam ediyor:

“Bir bütün olarak izlenim yönetimi personel seçimi, performans değerlendirme ve terfi kararları gibi İK kararlarının rasyonelliğinin sorgulanmasına yol açıyor. Bu çerçevede, olumsuzlukların nasıl önüne geçilebileceğine kısaca vurgu yapacağım.”

‘AKADEMİK ÇALIŞMALARI ŞİRKETLER SAHİPLENMİYOR’

İK uygulamacıları ile akademisyenler arasında ortak bir dil oluşamadığının altını çizen Aşkın Keser, bu durumun nedenini iş dünyası ile akademik çevre arasındaki ilişkilerin zayıf olmasına bağlıyor. Akademik çalışmaların uygulamacılar tarafından sahiplenilmediğini söyleyen Keser şöyle devam ediyor:
“Bir araştırma için firmaların kapısını çaldığımızda araştırmaya olumlu cevap aldığımız çok nadir oluyor. Kısaca akademisyenler ile şirketler arasında bu yönde bir iletişim eksikliği olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede PERYÖN gibi derneklerin, iletişim için aracı bir role sahip olduğunu da fark etmiş oluyoruz. Bu tür birliktelikler uygulamacıların ve akademisyenlerin ortak dili paylaşmalarına imkân sağlayacak. Ortak dilin konuşulmaya başlanması yaşanan kısır döngünün de kırılmasını sağlar diye düşünüyorum.”

Esengül Metin

Konu ile ilgili videolar:

Yorum Ekleyin

Yorum eklemek icin buradan giris yapmalisiniz.


Besucherstatistik
  • RSS Articles
  • RSS Comments