MAVİYE HAYKIRIŞ
Sadece bu siteye özel olarak yayınladığım bir hikayem. Umarım beğenirsiniz
MAVİYE HAYKIRIŞ
“Tek isteğim bir kez olsun bana baksa”. Umutsuzca bacak bacak üstüne atmış olan, kirli sakallı, uzun bir paltoya sahip adam sigarasından bir nefes daha alarak içlendi.
“Tek isteğim bir kez olsun bana baksa”
Kırık bankın üstünde gözlerini denize dikmiş bir kadın, saçlarının dalgalanmasını önlemek için eşarbını takıyordu. Kadın baştan aşağı mavi giyinmişti. Belki de deniz mavisi gözleri ile uyum içerisinde olmasını istediği içindi. Bu kadını izleyen adam, kadının tam karşısındaki kayalıklarda oturuyordu. Gözlerini kaçırmaya çalışsa da kaçıramıyor, sanki bir alevi seyreder gibi terleyerek takip ediyordu. Kadının güzelliği karşısında saygı duruşuna geçmiş gibiydi. Sadece sigarasını içmek için kolunu oynatıyordu. Tekrar ağzına sigarasını götürdü ve iç çekti.
“Tek isteğim bir kez olsun bana baksa”
Bulutlar birbirlerinin üzerini örterek ortama karanlık kattı. Adam bu romantik ortamdan yararlanmanın tam sırası olduğunu düşündü. Kadının dikkatini çekecek bir şeyler yapmalıydı. Kadının deniz mavisi gözlerinde, kulaç atmak istiyor en sonunda yorularak boğulmak istiyordu. Kadın, adama hiç bakmıyor sadece adamın arka tarafında kalan denizi izliyordu. Bir anda bulutlarının birbirleri ile kavga etmeleri sonucunda büyük bir gök gürültüsü meydana geldi. Bu kavganın olması adamın işine yarayacak gibiydi. Çünkü kadın çantasından aldığı mavi şemsiyesini çıkararak açtı ve gözlerini ilk kez denizi seyretmekten çekti. Adam büyük bir heyecanla sigarasından uzunca bir nefes çekti.
“ Hele şükür! Gözlerini başka bir yere çekti. Bir kez de bana baksa. Sadece bir kez “
Yağmurun şiddetlenmesi ile dalgalar da hareket etmeye başladı. Yağmur artık çok daha hızlı yağıyordu. Denizin dalgaları da kayalıkları çok sert dövüyordu. Adam oturduğu kayalıktan kalkarak, bir üstteki kayaya geçti. Kadını artık daha net görebiliyordu. Birden sevinçle haykırıverdi;
“ Ayağa kalkıyor, ayağa kalkıyor”
Kadın, masmavi giyimi, masmavi şemsiyesi ile oturduğu kırık banktan kalktı. Sakince adamın olduğu kayalığa doğru yürüdü. Adamın kalbi hızlıca atmaya başladı. Nefesi kesilecek gibiydi. Ne yapacağını bilemeyecek haldeydi. Sigarasını denize doğru fırlattı. Kirli sakalını ve yağlı saçlarını elleriyle düzeltmeye çalıştı. Gözlerini daha da açarak kadının kendisine doğru yürüyüşünü izledi.
“ Bana bakıyor, bana geliyor “
Kadın, adamın yanına vardığında, adamın kalbi çıkacak hale geldi. Yerinde duramıyordu. Alnından ter mi yoksa yağmurun damlalarımı akıyor bilemiyordu. Kadın, adamın yanına artık gittikçe yaklaştı. Adamın gözlerinin önünde masmavi bir görüntü oluştu. Kadın şemsiyesini denize doğru fırlatarak, eşarbını çözmeye başladı. Eşarbını çıkardığında masmavi saçları, rüzgarın etkisi ile adamın yüzüne çarpıyordu. Adamın yüzü titremeye, vücudu üşümeye başlamıştı. Kadın, soluksuzca adamın yanağına öpücük kondurdu. Adam, kalbinin çarpıntısını yavaşlatmaya çalışsa da başarısız oluyordu. Vücudu gittikçe ıslanmaya başladı. İçine büyük bir üşüme hissi doldu. Adam gittikçe kadından uzaklaşıyordu, ağzına sular dolmaya başlamıştı. Bir süre sonra gözlerinin içine de sular kaçmaya başladı. Artık kalbi hızla çarpmıyordu. Bedenini mavi soğuk sulara gömmüştü. Denizin dibinden yukarıya doğru köpükler çıktı. Bir süre sonra köpükler dalgalara karıştı….