Toplumu toplum yapan meslekler
Eski bir İstanbul fotoğrafı düşünün.
Sanki, İstiklal Caddesi. Trafiğe kapanmadığı ve Paris Caddelerini anımsattığı dönemler.
O zaman renkli filmler yok. Doğal olarak fotoğraf, siyah beyaz ve bu fotoğrafın sağ alt köşesinde janti bir trafik polisi.
Polis adeta dönemin Amerikan filmi starlarını anımsatıyor. Siz deyin Paul Newman, ben diyeyim Robert Redford. Üzerinde afili bir deri mont. Fiyakalı bir şapka. Beyaz pırıl pırıl bir atkı. Ayna gibi parlayan çizmeler.
Kendinden emin, mesleğiyle gurur duyan bir mesleki kahraman. Ona hayran hayran bakan kadınlar. Ondan çekinen, karizması altında boyunları kıldan ince bir hal almış olan şoförler.
Bir başka siyah beyaz fotoğraf daha. Bu sefer ki kahramanımız bir öğretmen. Üzerinde çiçek desenli nefis bir elbise var. Çok bakımlı canlı saçlar. Etkileyici bir duruş. Elinde tebeşir, kara tahtaya dönmüş tüm bilgi birikimini ve deneyimlerini öğrencileriyle paylaşıyor. Öğrenciler hayran hayran öğretmenlerini dinliyor. Sınıfta disiplin ve odaklanma hakim.
O dönemlerden son bir fotoğraf daha… Mekan bir devlet hastanesi. Yuvarlak gözlüklü, biryantin sürülmüş saçlarıyla kendinden emin bir doktor. kulağında stetoskop ile hastasını muayene ediyor. Jilet gibi beyaz bir önlük giymiş. Hasta tüm güveniyle kendini doktora bırakmış, ondan şifa bekliyor.
O dönemde çekilen fotoğraflara yenilerini eklemek mümkün. Duruşmada adalet dağıtan bir hakimi, şantiyede planlama yapan bir mühendisi, vergi dairesinde çalışan bir hesap uzmanını. Hepsinin tasvirleri birbirine benziyor. Bakımlı, özenli, mesleğini sahiplenen, mesleğinin değerini toplumun gözünde yücelten, toplum tarafından saygı duyulan, imrenilen meslekler…
Şimdi bir de günümüze dönelim. Öğretmenlerimizi, polislerimizi, hakimlerimizi, vergi memurlarımızı düşünelim. Bu mesleklerin ne kadar sıradanlaştığını, toplumun gözünde ne kadar değer yitirdiğini üzülerek hatırlayalım.
Bu mesleklerde yıllardır yaşanan ekonomik gerilemenin “kaliteyi” nasıl erozyona uğrattığını kabul edelim.
Hiç yurtdışına çıkmamış bir coğrafya öğretmenini, ek gelir elde etmek için geceleri taksi şoförlüğü yapan bir trafik polisini, kredi kartı borcunu ödeyemeyen bir vergi memurunu gözümüzün önüne getirelim.
Toplumu toplum yapan eğitim, adalet, güvenlik, sağlık alanlarında görev yapanların durumu her geçen gün geriye gittiği bir ülkede bu değerlerin varlığında söz etmek ne kadar mümkün olabilir…
Bu yazıyı kaleme aldığım günün ertesi 24 Kasım, Öğretmenler günü. Tüm öğretmenlerimizin bu önemli günleri kutlu olsun.
Siyah beyaz fotoğraf dönemlerindekiler kadar olmasa da, benim öğretmenlerim de çok iyi idi. Hepsine teşekkür ederim. Bugünlere gelmemde onların önemli katkıları var.
Şimdilerde durum malum…
Tek dileğim, gelecek kuşakların öğretmenlerinin de en az benimkiler kadar iyi olması.
Ama, nasıl?
Hüseyin Adanalı